İlamsız icra takibi, alacaklının elinde bir mahkeme kararı bulunmadan para veya teminat alacağı için icra dairesine başvurabildiği takip yoludur. Takip talebinde alacağın tutarı, faizi, varsa dayanak belge ve seçilen takip yolu gösterilir; alacak belgeye dayanıyorsa belgenin aslı veya onaylı örneği de takip talebi sırasında dosyaya sunulur. İcra dairesi bu talep üzerine ödeme emri düzenler ve ödeme emri kural olarak takip talebinden itibaren en geç üç gün içinde tebliğe gönderilir.
Ödeme emri borçluya iki temel seçenek sunar: yedi gün içinde borcu ödemek veya yine yedi gün içinde itiraz etmek. Borçlu, itirazını dilekçe ile ya da sözlü olarak icra dairesine bildirebilir. Hatta itiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine de yapılabilir; ancak bu durumda gerekli masrafın alınarak yetkili icra dairesine derhal gönderilmesi gerekir. İtiraz eden borçlunun ayrıca yurt içinde bir adres bildirmesi gerekir; adres değişikliği bildirilmezse takip talebindeki adrese yapılacak tebligat geçerli sayılabilir.
Borçlu, borcun tamamına, bir kısmına veya imzaya itiraz edebilir. Kısmi itirazda, hangi miktara ve hangi kısma itiraz edildiği açıkça yazılmalıdır; aksi halde kısmi itiraz yapılmamış sayılır. İmzaya itiraz ise ayrıca ve açık şekilde belirtilmelidir. Aksi halde, icra takibi bakımından senetteki imza kabul edilmiş sayılır. Bu yüzden uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, “borca itiraz ediyorum” yazıp imzaya itirazı ayrıca belirtmemektir.
Süresinde yapılan itirazın en önemli sonucu, takibin durmasıdır. İİK m.66 açık biçimde, müddeti içinde yapılan itirazın takibi durduracağını düzenler. Borçlu yalnızca borcun bir kısmına itiraz etmişse takip, kabul edilen kısım yönünden devam eder. Bu nedenle itiraz, borçlu açısından çok güçlü ama aynı zamanda teknik bir savunma aracıdır; eksik veya yanlış kurulan bir itiraz, takibin kısmen ya da tamamen kesinleşmesine yol açabilir.
Borçlunun itirazı takibi durdurduğunda, alacaklı dosyayı olduğu gibi yürütemez. Takibe devam edebilmesi için ya itirazın iptali davası açmalı ya da şartları varsa itirazın kaldırılması yoluna gitmelidir. Burada hangi yolun seçileceği, alacaklının elindeki belgelere ve alacağın hukuki kaynağına göre değişir.
İİK m.67’ye göre alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak genel hükümlere göre alacağının varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu bir yıllık süre geçirilirse alacaklı artık “itirazın iptali” davası açamaz; ancak genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı devam eder. Davada borçlunun itirazı haksız bulunursa, talep üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere uygun bir tazminata da hükmedilebilir.
Burada önemli nokta şudur: görevli mahkeme her zaman sulh hukuk veya asliye hukuk diye ezbere belirlenmez. İtirazın iptali davasında görev, alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye göre tespit edilir. Örneğin uyuşmazlık ticari nitelikteyse Türk Ticaret Kanunu m.4 ve m.5 gereği asliye ticaret mahkemesi görevli olabilir. Ankara’da da asliye ticaret mahkemeleri ayrı birimler halinde faaliyet göstermektedir. Bu nedenle “itirazın iptali davası miktara göre açılır” yaklaşımı eksik ve yanıltıcıdır.
İİK m.68’de düzenlenen bu yol, alacaklının elinde her belge varsa kullanılabilen genel bir yol değildir. Kanun, bu başvuru için özellikle imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe tasdik edilmiş borç ikrarını içeren senetleri ya da resmi dairelerin ve yetkili makamların usulüne uygun verdikleri makbuz veya belgeleri arar. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir; bu süre kaçırılırsa aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılamaz.
Taslakta yer alan “çek, bono, poliçe gibi kambiyo senetleri de bu kapsamdadır” anlatımı bu nedenle düzeltilmelidir. Çünkü İİK sistematiğinde kambiyo senetleri için ayrıca özel takip hükümleri vardır; İİK m.73 de kambiyo senetlerine özgü takiplerde ödeme emri bakımından m.168 ve devamındaki özel hükümlerin uygulanacağını açıkça söyler. Kısacası, ilamsız genel haciz yolundaki itirazın kaldırılması ile kambiyo takibindeki rejim birbirine karıştırılmamalıdır.
İİK m.68/a, takibin dayandığı senedin hususi senet olduğu ve borçlunun imzayı açıkça reddettiği hâller için özel bir yol öngörür. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren yine altı ay içinde itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. Bu yol, taslaktaki gibi genel bir “kambiyo” veya “rehin açığı” kategorisi değildir; esasen özel senette imzaya itiraz edilen dosyalar için düzenlenmiştir.
Geçici kaldırma kararı verilirse ve ödeme emrindeki süre de geçmişse, alacaklının talebiyle borçlunun malları üzerine geçici haciz konabilir. Bu durumda borçlunun açacağı dava menfi tespit değil, borçtan kurtulma davasıdır. Üstelik bu dava, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde açılmalı ve kanunda öngörülen yüzde on beşlik depo veya teminat şartı yerine getirilmelidir. Bu süre geçirilirse geçici kaldırma kararı ve varsa geçici haciz kesinleşir.
Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açabilir. Ancak takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında mahkeme, takip işlemlerini tamamen durdurmaz; sadece uygun teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir kararı verebilir. Borç ödenmişse dava istirdat davasına dönüşebilir. Ayrıca takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olduğu için borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi de ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açabilir.
Bunun yanında, itiraz süresi kusuru olmaksızın kaçırılmışsa İİK m.65’teki gecikmiş itiraz da unutulmamalıdır. Borçlu, engelin kalkmasından itibaren üç gün içinde mazeretini ve delillerini sunarak gecikmiş itiraz yoluna başvurabilir. Bu nedenle “süre kaçtıysa artık sadece istirdat kalır” şeklindeki yaygın düşünce doğru değildir.
Ankara’da ilamsız icraya ilişkin pratikte en önemli konu, dosyanın hangi birimde yürüdüğünü doğru ayırmaktır. Ankara Adliyesi resmi bilgilerine göre icra hukuk mahkemeleri ve icra daireleri, Ankara Adliyesi 3 Nolu Ek Hizmet Binasında hizmet vermektedir. Buna karşılık asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleri 1 Nolu Ek Hizmet Binasında, asliye ticaret mahkemeleri ise 4 Nolu Ek Hizmet Binasında yer almaktadır. Yani borçlu itirazını icra dosyasında yaparken başka, alacaklı itirazın iptali davası açarken başka bir binada ve başka bir mahkeme türünde işlem yapabilir. Bu ayrım Ankara pratiğinde ciddi zaman kaybını önler.
Ankara Batı Adliyesi bakımından da icra müdürlüğü Etimesgut’taki ana yerleşkede faaliyet göstermektedir. Bu nedenle Sincan, Etimesgut ve Ankara Batı yargı çevresine giren dosyalarda icra dairesi ve mahkeme pratiği merkez adliyeden farklı bir yerleşkede yürür. Yetki itirazı da özellikle Ankara’da sık hata yapılan konulardan biridir; İİK m.50’ye göre yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılmalıdır ve önce yetki meselesi incelenir.
Ankara özelinde “itirazın iptali davası kesin olarak şu kadar ayda biter” ya da “itirazın kaldırılması dosyası şu sürede sonuçlanır” demek güvenli değildir. Kanun, itiraz ve başvuru sürelerini net biçimde belirler; buna karşılık mahkeme sonuçlanma süresi dosyanın delil yapısına, tebligat sürecine, yetki itirazına, bilirkişi gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Bu nedenle uygulamada sabit ay vaadi yerine, doğru mahkeme-doğru yol-doğru süre üçlüsüne odaklanmak gerekir.
Uyarı: Vatandaşın en büyük hatası, ödeme emrine sadece “borcum yoktur” yazıp dosyanın türüne göre ayrıca imzaya veya yetkiye itiraz etmesi gerekiyorsa bunu açıkça belirtmemesidir. Özellikle imzaya itiraz ayrıca ve açık yazılmadığında, senetteki imza icra takibi bakımından kabul edilmiş sayılır. Yetki itirazı da esas itirazla birlikte yapılmazsa kaçabilir.
Ödeme emrine itiraz süresini kaçırırsam her şey biter mi?
Hayır. Takip kesinleşebilir; ancak koşulları varsa gecikmiş itiraz, menfi tespit veya ödeme yapıldıktan sonra istirdat gibi yollar yine gündeme gelebilir.
İtiraz dilekçesinde sebep göstermek zorunda mıyım?
Genel olarak borca itiraz kısa tutulabilir; ancak kısmi itirazda miktar açıkça yazılmalı, imzaya itirazda da bu husus ayrıca belirtilmelidir. Ayrıca borçlu, itirazın kaldırılması aşamasında senet metninden anlaşılmayan sebepleri sonradan genişletemez.
İtirazın iptali davasını kaybedersem ne olur?
Borçlunun itirazı haksız bulunursa takip devam eder; ayrıca talep varsa yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına ve yargılama giderlerine hükmedilebilir.
İlamsız icra takibinde yapılacak bir itirazın şekli, süresi ve içeriği dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Somut olayınıza uygun hukuki değerlendirme ve süreç desteği için İşpak Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Av. Can İŞPAK 0534 595 29 92
Merhaba! 👋 İşpak Hukuk Bürosu'na hoş geldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?
ŞimdiHızlı Sorular: