Kamulaştırma, kamu yararının gerektirdiği durumlarda özel mülkiyette bulunan taşınmazların kanunda öngörülen usule uygun şekilde idare tarafından edinilmesini sağlayan hukuki bir yoldur. Ancak uygulamada kimi zaman idare, usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi tamamlanmadan özel mülkiyette bulunan bir taşınmaza fiilen müdahale edebilmekte veya taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını uzun süre kullanılamaz hâle getiren hukuki kısıtlamalar oluşturabilmektedir.
Bu durum genel olarak kamulaştırmasız el atma kavramı kapsamında değerlendirilmektedir.
Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıkları özellikle taşınmazın yol, park, yeşil alan, okul alanı veya başka bir kamu hizmeti için kullanılması; taşınmaz üzerinden altyapı geçirilmesi ya da imar planında kamu hizmetine ayrılan bir taşınmazın uzun süre kamulaştırılmaması gibi durumlarda gündeme gelebilir.
Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almakta, 46. maddesi ise kamulaştırmanın temel esaslarını düzenlemektedir. Anayasa Mahkemesi de kamulaştırmasız el atmanın taşınmaz malikini kamulaştırmaya özgü anayasal güvencelerden yoksun bırakabileceğine dikkat çekmektedir.
https://www.ispakhukuk.com/gayrimenkul-hukuku
Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
En genel anlamıyla kamulaştırmasız el atma; idarenin özel mülkiyette bulunan bir taşınmaza, usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi gerçekleştirmeden müdahale etmesi veya mülkiyet hakkının kullanılmasını önemli ölçüde sınırlandırmasıdır.
Burada önemli olan yalnızca tapunun malik adına kayıtlı olup olmadığı değildir. Malik tapuda hâlen taşınmazın sahibi görünmesine rağmen taşınmazı fiilen kullanamıyor, üzerinde yapılaşamıyor veya idarenin müdahalesi nedeniyle mülkiyet hakkından gereği gibi yararlanamıyor olabilir.
Örneğin özel mülkiyette bulunan bir arazinin bir bölümünden belediye tarafından yol geçirilmesi fakat herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaması, şartların bulunması hâlinde kamulaştırmasız fiilî el atmaya örnek oluşturabilir.
Fiilî el atmada idarenin taşınmaz üzerinde fiziksel bir müdahalesi bulunmaktadır.
Uygulamada;
gibi durumlarla karşılaşılabilir.
Burada taşınmaz malikinin kullanım hakkı idarenin fiilî müdahalesi nedeniyle sınırlandırılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da kamulaştırma işlemi yapılmaksızın taşınmaza müdahale edilmesinin mülkiyet hakkı bakımından önemli sonuçlar doğurduğu vurgulanmaktadır.
Kamulaştırmasız el atmanın diğer önemli görünümü hukuki el atmadır.
Hukuki el atmada idare taşınmaza fiziksel olarak müdahale etmemiş olabilir. Buna rağmen imar planı veya başka bir idari işlem nedeniyle taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kullanılması uzun süre sınırlandırılmış olabilir.
Örneğin bir taşınmaz;
olarak imar planında ayrılmış fakat uzun süre kamulaştırılmamış olabilir.
Anayasa Mahkemesi 2025 yılında verdiği norm denetimi kararında hukuki el atmayı, mevzuatta öngörülen süre içerisinde idarece kamulaştırma yapılmaması veya mülkiyet hakkındaki kısıtlılığı kaldıracak imar işlemlerinin gerçekleştirilmemesi hâli bağlamında değerlendirmiştir.
Bu nedenle yalnızca taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılmış olması her durumda otomatik olarak aynı hukuki sonucu doğurmaz. Müdahalenin süresi, taşınmazın kullanılabilirliği ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İki kavram arasındaki temel fark müdahalenin şeklidir.
Fiilî el atmada idarenin taşınmaz üzerinde fiziksel bir kullanımı veya müdahalesi söz konusudur.
Hukuki el atmada ise fiziksel müdahale bulunmayabilir; fakat idari kararlar nedeniyle malik taşınmazından uzun süre gereği gibi yararlanamaz.
Bu ayrım oldukça önemlidir. Çünkü uyuşmazlığın niteliğine göre başvurulacak hukuki yol, dava türü ve görevli yargı kolu bakımından farklı değerlendirmeler yapılması gerekebilir.
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle hukuki koruma talebinde bulunabilecek kişi, kural olarak müdahaleye konu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı bulunan kişidir.
Taşınmazın paylı mülkiyete konu olması hâlinde hissedarların hukuki durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Miras kalan ve henüz paylaşılmamış taşınmazlarda ise miras ortaklığının niteliği ve talep edilen hukuki korumanın türü dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle özellikle hisseli tapu veya miras kalan taşınmazlarda dava açmadan önce tapu kayıtları ve mülkiyet yapısının incelenmesi önem taşır.
Bu konuda ayrıca Hisseli Tapu Nedir? Hisseli Tapuda Satış, Önalım Hakkı ve Ortaklığın Giderilmesi başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
https://www.ispakhukuk.com/blog/hisseli-tapu-nedir-hisseli-tapuda-satis-onalim-hakki-ve-ortakligin-giderilmesi-2026-ankara-gayrimenkul-avukati
Taşınmazın mülkiyetine veya tapu kaydına ilişkin uyuşmazlıkların bulunduğu durumlarda, kamulaştırmasız el atma davasının yanı sıra farklı hukuki yollar da gündeme gelebilir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.
https://www.ispakhukuk.com/blog/tapu-iptal-ve-tescil-davasi-nedir-hukuki-surec-sartlar-ve-dava-rehberi-2026
Kamulaştırmasız El Atmada Hangi Taleplerde Bulunulabilir?
Malikin hangi talepte bulunabileceği müdahalenin şekline ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir.
Uygulamada özellikle taşınmaz bedelinin talep edilmesi ve müdahalenin niteliğine göre farklı hukuki talepler gündeme gelebilmektedir.
Bu nedenle kamulaştırmasız el atma uyuşmazlığında öncelikle;
tespit edilmelidir.
Kamulaştırmasız el atma davalarında en önemli uyuşmazlıklardan biri taşınmazın değeridir.
Taşınmazın;
gibi çok sayıda unsur değerlendirmeye alınabilir.
Yargılama sırasında çoğunlukla keşif ve bilirkişi incelemesi yapılır.
Dolayısıyla internette yalnızca metrekare fiyatı üzerinden yapılacak kaba bir hesaplama, dava sonucunda belirlenecek bedeli göstermeye yeterli değildir.
Anayasa Mahkemesi ayrıca kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetmesinin de mülkiyet hakkı bakımından sorun oluşturabileceğini çeşitli kararlarında değerlendirmiştir.
İdarenin taşınmazın tamamına müdahale etmesi şart değildir.
Örneğin 2.000 metrekarelik bir parselin yalnızca 500 metrekarelik bölümünden yol geçirilmiş olabilir.
Bu durumda yalnızca müdahale edilen alan değil, müdahalenin taşınmazın geri kalan bölümünün değerine ve kullanılabilirliğine etkisi de somut olay bakımından önem taşıyabilir.
Bu husus özellikle keşif ve bilirkişi incelemesinde değerlendirilir.
Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarında görev konusu özellikle fiilî el atma ile hukuki el atma ayrımı nedeniyleönemlidir.
Bu nedenle taşınmaz sahibinin doğrudan bir dava türü belirlemek yerine önce müdahalenin hukuki niteliğini tespit etmesi gerekir.
Fiilî müdahale, imar planından kaynaklanan hukuki kısıtlama ve idari işlemler birbirinden farklı hukuki değerlendirmeler gerektirebilir.
Özellikle hukuki el atmaya ilişkin mevzuat ve Anayasa Mahkemesi kararları zaman içerisinde önemli değişikliklere konu olduğundan güncel düzenlemeler dikkate alınmalıdır. Anayasa Mahkemesinin 2025 tarihli kararında da hukuki el atmaya ilişkin dava yolunu düzenleyen hükümlerin anayasal boyutu ayrıntılı şekilde incelenmiştir.
Bu soruya her uyuşmazlık bakımından tek cümleyle cevap vermek doğru değildir.
Müdahalenin;
gibi unsurlar önem taşıyabilir.
Özellikle geçmiş dönemlerde gerçekleşmiş el atmalar bakımından farklı kanuni düzenlemelerin devreye girebilmesi nedeniyle olayın tarihinin mutlaka belirlenmesi gerekir.
Bu nedenle "kamulaştırmasız el atma davası her durumda şu kadar yıl içinde açılır" şeklinde genel bir değerlendirme yanıltıcı olabilir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre;
önem taşıyabilir.
Özellikle idarenin taşınmazın hangi bölümüne ne zaman müdahale ettiğinin doğru şekilde belirlenmesi davanın temel noktalarından biridir.
Dava süresi hakkında kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Mahkemenin iş yükü, keşif yapılması, bilirkişi raporu alınması, ek rapor düzenlenmesi, tarafların itirazları ve kanun yolu süreçleri yargılama süresini etkileyebilir.
Özellikle taşınmaz değerinin belirlenmesi gereken uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemeleri sürecin önemli bir bölümünü oluşturabilir.
Hayır.
Kamulaştırmasız el atma ile ecrimisil aynı hukuki kavram değildir.
Kamulaştırmasız el atma, mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin sonuçlarının giderilmesiyle ilgilidir. Ecrimisil ise genel olarak haksız kullanım nedeniyle talep edilen tazminat niteliğinde gündeme gelir.
Somut olayın özelliklerine göre bu kavramlar aynı uyuşmazlık içerisinde birlikte tartışılabilse de birbirlerinden ayrılmaları gerekir.
Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarının temelinde Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkıbulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atmanın taşınmaz malikini Anayasa'nın kamulaştırmaya ilişkin sağladığı güvencelerden mahrum bırakabileceğini ve mülkiyet hakkı bakımından ciddi sonuçlar doğurabileceğini birçok kararında ortaya koymuştur.
Ayrıca yalnızca tazminata hükmedilmesi değil, hükmedilen bedelin hak sahibine etkili biçimde ödenmesi de önemlidir. AYM, kamulaştırmasız el atma kararlarının icrasının kesinleşme şartına bağlanmasına ilişkin düzenlemeleri incelerken bu hususa özellikle dikkat çekmiştir.
Usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmadan özel mülkiyetteki taşınmazın yol olarak fiilen kullanılması, somut olayın şartlarına göre kamulaştırmasız el atma oluşturabilir.
Tapunun malik adına kayıtlı olması kamulaştırmasız el atmaya engel değildir. Zaten bu tür uyuşmazlıklarda malik çoğu zaman tapuda hâlen taşınmaz sahibi görünmektedir.
Tek başına plan kararı her durumda yeterli değildir. Ancak taşınmazın kamu hizmetine ayrılması ve uzun süre kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkının kullanımının ciddi biçimde kısıtlanması hukuki el atma kapsamında değerlendirmeye konu olabilir.
Sorumlu idarenin belirlenmesi, taşınmaza hangi kamu kurumunun hangi amaçla müdahale ettiğine bağlıdır. Bu nedenle dava açılmadan önce husumetin doğru yöneltilmesi gerekir.
Hisseli taşınmazlarda da kamulaştırmasız el atma uyuşmazlığı ortaya çıkabilir. Ancak paylı veya elbirliği mülkiyetinin niteliğine göre taraf ve talep değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
Genellikle hayır. Taşınmazın özellikleri, emsaller ve müdahalenin kapsamı değerlendirilerek bilirkişi incelemesi yapılması gerekebilir.
Kamulaştırmasız el atma; özel mülkiyette bulunan bir taşınmazın usulüne uygun kamulaştırma yapılmadan fiilen kullanılması veya mülkiyet hakkının uzun süre hukuki olarak kısıtlanması hâllerinde gündeme gelebilen önemli bir taşınmaz hukuku uyuşmazlığıdır.
Her dosyada müdahalenin şekli, tarihi, taşınmazın imar durumu, müdahaleyi gerçekleştiren idare ve mülkiyet yapısı farklı olabileceğinden uyuşmazlığın somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekir.
İşpak Hukuk Bürosu olarak gayrimenkul hukuku ve taşınmazlardan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin hukuki süreçlerde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız.
Merhaba! 👋 İşpak Hukuk Bürosu'na hoş geldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?
ŞimdiHızlı Sorular: